Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, İngiltere merkezli Business Traveller’a Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı sırasında verdiği röportajda şirketin gelecek dönem büyüme stratejisini açıkladı. THY, yeni dönemde yeni destinasyonların sayısını artırmaktan çok mevcut uçuş ağını derinleştirmeye, frekansları yükseltmeye, stratejik ortaklıklara ve havacılık ekosistemindeki şirketlerin gelir katkısını artırmaya odaklanacak.
THY büyüme stratejisinde frekansları öne çıkaracak
Şeker, Türk Hava Yolları’nın büyümeyi tek başına bir hedef olarak görmediğini ve temel yaklaşımın kârlı büyüme olduğunu belirtti.
Yeni dönemde THY’nin mevcut uçuş ağındaki kapasiteyi daha etkin kullanması planlanıyor. Şeker’e göre gelecekteki büyümenin yaklaşık yüzde 90’ı mevcut destinasyonlarda frekans artışlarından sağlanacak.
Özellikle Uzak Doğu Asya ve Güney Amerika, ilave frekans açısından önemli büyüme potansiyeli taşıyan pazarlar arasında gösteriliyor.
THY son beş yılda yaklaşık 35 yeni şehri uçuş ağına eklerken, Şeker gelecek 20 yıldaki yeni destinasyon artışının önceki döneme kıyasla daha sınırlı olabileceğini belirtti.
THY’nin kapasite artışı yılda yaklaşık yüzde 6 olacak
Türk Hava Yolları’nın uçuş ağı halihazırda 305 uluslararası destinasyonu kapsıyor.
Yaklaşık 420 kesin uçak siparişi, şirketin gelecek dönem filo ve kapasite planlarının temelini oluşturuyor. THY, yıllık arz edilen koltuk kilometre (ASK) kapasitesini yaklaşık yüzde 6 artırmayı planlarken, filoya katılacak uçakların bir bölümü mevcut yaşlanan uçakların yerine kullanılacak.
Şirketin yeni stratejisi böylece yalnızca uçuş noktası sayısına değil, mevcut ağdaki bağlantı sıklığının ve kapasitenin artırılmasına odaklanacak.
Air Europa yatırımında amaç stratejik ortaklık
Şeker, Avrupa havacılık sektöründe artan maliyetlerin bazı taşıyıcılar üzerindeki baskıyı artırabileceğini ve bunun yeni konsolidasyonlara yol açabileceğini değerlendirdi.
THY’nin yaklaşımının ise mali sıkıntı yaşayan bir havayolunu yalnızca satın almak üzerine kurulmadığını belirten Şeker, yatırımların mevcut uçuş ağına stratejik katkı sağlaması gerektiğini vurguladı.
Bu kapsamda Air Europa yatırımı, özellikle Latin Amerika pazarına erişimin güçlendirilmesi açısından stratejik önem taşıyor.
THY’nin Air Europa’ya yapmayı planladığı 300 milyon avroluk yatırım karşılığında şirkette yaklaşık yüzde 25-27 arasında azınlık payına sahip olması öngörülüyor. Kesin pay oranının işlemin tamamlanmasıyla belirlenmesi bekleniyor.
Şeker, Air Europa süreci tamamlanmadan başka bir Avrupa havayoluna yönelik yeni bir satın alma girişiminin gündemde olmadığını belirtti.
Kargo, bakım ve teknolojiden daha fazla gelir hedefi
THY’nin yeni dönem stratejisi yalnızca yolcu taşımacılığındaki büyümeyle sınırlı olmayacak.
Şirket; kargo, bakım-onarım, yer hizmetleri ve teknoloji alanlarındaki faaliyetlerin grup gelirlerine daha yüksek katkı sağlamasını hedefliyor.
Şeker, bu alanları THY’nin farklı uzmanlık merkezleri olarak değerlendirirken, sahip olunan kabiliyetlerin yalnızca grup şirketlerine hizmet vermek yerine dış müşterilerden de gelir yaratacak şekilde kullanılması üzerinde durdu.
THY’nin teknoloji şirketinde yaklaşık 2 bin 500 kişi çalışıyor. Geliştirilen bazı yazılım ürünlerinin diğer havayollarının da ilgisini çektiği belirtiliyor.
THY’nin 800 uçak hedefinde İstanbul Havalimanı öne çıkıyor
İstanbul Havalimanı, Türk Hava Yolları’nın uzun vadeli büyüme planlarının merkezinde bulunuyor.
Şeker, THY filosunun yaklaşık 550 uçak seviyesine ulaştığını ve şirketin 800 uçaklık filo hedefinin İstanbul Havalimanı’nın sağladığı kapasite olmadan gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti.
İstanbul Havalimanı’nın sağladığı operasyonel kapasite ve bağlantı olanaklarının, THY’nin filo büyümesinin yanı sıra uçuş ağının derinleştirilmesine de katkı sağlaması bekleniyor.
Zamanında operasyon yolcu deneyiminde öne çıkıyor
THY’nin yeni döneminde yolcu deneyimi ve operasyonel performans da önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Şeker, yolcular açısından yiyecek, eğlence sistemi veya internet bağlantısı kadar uçuşların zamanında gerçekleştirilmesinin ve aksaklık durumunda doğru bilgilendirme yapılmasının önem kazandığını belirtti.
THY’nin yapay zekâ destekli müşteri hizmetleri sistemi farklı dillerde günde yaklaşık 12 bin müşteri sorusuna yanıt veriyor.
İstanbul Havalimanı’nda kullanılan dijital sistemler ise yolcuların kapılara, lounge alanlarına ve bagaj teslim noktalarına yönlendirilmesinde kullanılıyor.
Crystal Business Class kasımda A350’lerde başlayacak
Türk Hava Yolları’nın yolcu deneyimindeki önemli yeniliklerinden biri de Crystal Business Class olacak.
Şeker, yeni Business Class ürününün ilk olarak yeni Airbus A350 uçaklarında kasım ayında kullanılmaya başlanmasının beklendiğini açıkladı.
THY’nin yeni nesil Airbus A350 ve Boeing 787 uçaklarında doğrudan koridor erişimi sunulurken, mevcut Boeing 777 filosunun önemli bölümünde 2-3-2 Business Class koltuk düzeni bulunuyor.
Crystal Business Class ürünü doğrudan koridor erişimi sağlayacak ve ilerleyen dönemde Boeing 777 filosunun retrofit programına da dahil edilecek.
THY Premium Economy’yi 2028’de devreye alacak
Türk Hava Yolları’nın ürün stratejisindeki bir diğer önemli değişiklik Premium Economy kabini olacak.
Premium Economy için ihale sürecinin tamamlandığını açıklayan Şeker, yeni kabinin 2028’in ikinci yarısında hizmete girmesinin planlandığını belirtti.
Premium Economy ürününün ilk olarak Airbus A350 filosunda uygulanması, ardından Boeing 787 ve belirli Boeing 777 uçaklarına yaygınlaştırılması hedefleniyor.
THY büyümede yeni döneme giriyor
THY’nin yeni dönem stratejisi, hızlı filo ve destinasyon büyümesinin ardından şirketin mevcut ölçeğini daha etkin kullanmaya odaklanacağını gösteriyor.
Şirketin gelecek dönem planlarında;
- mevcut hatlardaki uçuş frekanslarının artırılması,
- stratejik ortaklıklarla yeni pazarlardaki erişimin güçlendirilmesi,
- kargo, bakım, teknoloji ve yer hizmetlerinden elde edilen gelirin artırılması,
- yolcu deneyiminin dijital teknolojilerle geliştirilmesi,
- filonun uzun vadede 800 uçak seviyesine taşınması,
- yeni Business Class ve Premium Economy ürünlerinin devreye alınması
öne çıkıyor.
Böylece THY’nin gelecek dönem büyümesinde destinasyon sayısının tek başına artırılmasından çok frekans, kârlılık, operasyonel verimlilik, stratejik ortaklıklar ve yolcu deneyimi belirleyici olacak.












