İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, Willis Havacılık Konferansı 2026’da sürdürülebilirlik, siber güvenlik, dijital dönüşüm ve operasyonel dayanıklılık vizyonunu sektör temsilcileriyle paylaştı.
İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, uluslararası havacılık sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Willis Havacılık Konferansı 2026 kapsamında geleceğin havalimanı yönetimine ilişkin stratejik yaklaşımını sektör temsilcileriyle paylaştı.
Konferansta İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı CCSO’su Kerem Maybek ve beraberindeki ekip, havacılıkta sürdürülebilirlik, operasyonel dayanıklılık ve dijital dönüşüm ekseninde şekillenen yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Çeviklik” ve “ileri görüşlü strateji” vurgusu
Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanlarından biri konumundaki İstanbul Sabiha Gökçen’in büyüme modelinin merkezinde çevik yönetim anlayışı ile uzun vadeli stratejik planlamanın yer aldığı ifade edildi.
Küresel havacılık sektörünün; jeopolitik riskler, siber tehditler, iklim baskıları ve operasyonel kırılganlıklarla aynı anda mücadele ettiği bir dönemde, havalimanlarının yalnızca yolcu kapasitesiyle değil kriz yönetimi kabiliyetiyle de öne çıkması gerektiği mesajı verildi.
Dijitalleşme artık yalnızca teknoloji yatırımı değil
Konferansta öne çıkan başlıklardan biri de hızlanan dijital dönüşüm süreci oldu. Özellikle siber güvenlik risklerinin hava taşımacılığı ekosisteminde giderek daha kritik hale gelmesi, havalimanı işletmeciliğinde “dayanıklılık” kavramını yeni bir seviyeye taşıyor.
İstanbul Sabiha Gökçen yönetimi, operasyonel tecrübesini paylaşarak sektörün ortak güvenlik kültürünün güçlendirilmesine katkı sundu.
Havacılıkta yeni dönem: Ortak akıl ve iş birliği
Konferans kapsamında verilen mesajlarda, sürdürülebilir büyümenin kurumlar arası iş birliğiyle mümkün olduğu anlayışı ön planda.
Havacılık sektöründe artan maliyet baskısı, çevresel regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm, şirketleri daha fazla ortak çalışma kültürüne yönlendiriyor. İstanbul Sabiha Gökçen ekibi de sektör paydaşlarıyla kurulan güçlü iletişimin ve değer odaklı diyalogların geleceğin havacılık yapısını şekillendirecek.













