Lockheed Martin’in F-35 programı, 1.200’den fazla teslimatla 20 ülkeye ulaştı. Ancak ABD’nin sıkı ihracat kısıtlamaları ve teknoloji kontrolü, uçağın küresel yayılımında stratejik tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Dünyanın en popüler savaş uçağı unvanına sahip Lockheed Martin F-35 Lightning II, beşinci nesil savaş uçağı alanında küresel standartları yeniden tanımlıyor. Bugüne kadar 1.200’den fazla teslimat gerçekleştiren F-35 programı, 20 ülkede toplam 3.000’in üzerinde sipariş aldı.
Bu rakam, dünyadaki diğer tüm beşinci nesil savaş uçaklarının (F-22, Su-57, J-20 ve J-35) toplam üretim miktarını geride bırakıyor. F-35’in cazibesi, ABD’nin katı ihracat koşullarına rağmen her geçen yıl artıyor.
ABD, uçağın kaynak kodu, bakım, yedek parça tedariği ve kullanım koşulları üzerinde sıkı bir denetim uyguluyor. Örneğin Türkiye, 2018 yılında Rus S-400 hava savunma sistemini satın alma kararı nedeniyle F-35 programından çıkarılmıştı. ABD ayrıca, S-400 sistemine sahip ülkelerde yapılan tatbikatlarda F-35’in uçurulmasına izin vermiyor ve çifte vatandaşlığa sahip İsrailli pilotların bu uçağı kullanmasını yasaklıyor.
Çok Uluslu Geliştirme Programı
Yaygın inanışın aksine F-35, yalnızca ABD projesi değil; sekiz ülkenin ortak geliştirme yatırımıyla oluşturulmuş bir program.
Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) programı olarak bilinen F-35 girişimi, tarihinin en geniş kapsamlı uluslararası savunma sanayi iş birliklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Lockheed Martin’e göre jetin %30 ila %42’si ABD dışında, üç farklı kıtada üretiliyor.
Kurucu ortaklar ve yatırım kademeleri şu şekilde:
- 1. Kademe: Birleşik Krallık (2,5 milyar ABD doları yatırım)
- 2. Kademe: İtalya (1 milyar ABD doları) ve Hollanda (800 milyon ABD doları)
- 3. Kademe: Avustralya, Kanada, Danimarka, Norveç ve Türkiye
Türkiye, programın önemli üretim ortağıydı; ancak 2019’da ABD yaptırımları kapsamında programdan çıkarıldı.
Küresel Tedarik Zinciri: 18 Ayda 42.000 Saatlik Üretim
Her bir F-35’in tamamlanması yaklaşık 18 ay veya 42.000 saatlik çalışma gerektiriyor.
Montaj hattının başlangıcında yalnızca bir kanatla başlayan her jet, onlarca ülkeye yayılan karmaşık bir tedarik zinciri sayesinde tamamlanıyor.
Birleşik Krallık, F-35 programının tek Tier 1 ortağı olarak, uçağın yaklaşık %15’lik bileşenini üretiyor.
BAE Systems, uçağın arka gövdesi, kuyruk takımı, elektronik harp sistemleri ve aviyonik bileşenlerini sağlarken, Martin Baker fırlatma koltuklarını, Rolls-Royce ise dikey kalkış kabiliyeti sunan LiftSystem’i üretiyor.
İtalya merkezli Leonardo, elektro-optik sistemler, motor bileşenleri ve radyo alt sistemleri üretirken, Cameri’de Avrupa’daki F-35 son montaj ve kontrol tesisi bulunuyor.
Hollanda’daki GKN Fokker, radar sistemleri, iniş takımı kapakları ve sürükleme paraşütü sistemlerinin üretimini üstleniyor.
Avustralya, dikey kuyruk ve aktüatör sistemlerini tedarik ederken; Kanada, kompozit paneller, katlanabilir kanatlar ve LED simülatör ekranları üretiyor.
Norveç hava-hava pilonlarını, Almanya Rheinmetall gövde parçalarını, Japonya kendi montaj hattını işletiyor, İsrail ise dış kanatlar, elektronik harp sistemleri ve yakıt tankları sağlıyor.
ABD’nin Kontrolü ve Teknoloji Koruması
Küresel iş birliğine rağmen, ABD Savunma Bakanlığı ve Lockheed Martin, F-35’in fikri mülkiyet haklarını, kaynak kodunu ve lojistik yazılımlarını sıkı bir biçimde koruyor.
Jetin bakım ve operasyon süreçlerinde kullanılan ALIS (Autonomic Logistics Information System), ABD’nin kontrolünde çalışıyor.
Bu durum, Washington’un F-35 üzerindeki tam kontrolünü sürdürmesine ve müttefik ülkelerin operasyonel bağımsızlığını sınırlamasına neden oluyor.
F-35: Küresel Hava Üstünlüğünün Simgesi
Gizlilik (stealth), çok rollü görev kabiliyeti ve ağ-merkezli savaş teknolojileriyle F-35, modern hava kuvvetlerinin omurgasını oluşturuyor.
ABD’nin yanı sıra İngiltere, Japonya, Norveç, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkelerde aktif görev yapan uçak, hava üstünlüğü konseptinin geleceğini şekillendiriyor.

Airport Gündem X-Twitter hesabını takip edebilirsiniz. Takip Et











