Amazon Air operasyonlarında kullanılan Boeing 767 tipi kargo uçağı, Miami International Airport’ta Runway 30’a gerçekleştirdiği inişin ardından pist sınırlarının dışına çıktı. Olayın ardından inceleme başlatılırken, uçağın neden pistten çıktığı henüz kesinlik kazanmadı. Mevcut verilerde olay sırasında etkili olan hava koşulları, rüzgâr bileşenleri, touchdown noktası, kullanılabilir pist mesafesi ve frenleme performansı öne çıkan inceleme başlıkları arasında yer alıyor.
Olay sırasında hava koşulları dikkat çekti
Miami International Airport’taki meteorolojik gözlemlerde, uçağın iniş yaptığı zaman diliminde bölgede gök gürültülü fırtına ve kuvvetli rüzgâr raporlandı.
Meteorolojik kayıtlara göre rüzgâr yaklaşık 190 dereceden 17 knot hızla eserken, hamlelerde 26 knot seviyesine ulaştı. Aynı zaman diliminde havalimanında rüzgâr yönünde ani değişiklik de kaydedildi.
Bu veriler, uçağın yaklaşma ve iniş sırasında karşılaştığı rüzgâr koşullarının incelemede değerlendirilmesi gereken unsurlardan biri olduğunu ortaya koyuyor.
Bununla birlikte mevcut bilgiler, olayın doğrudan windshear veya microburst kaynaklı olduğunu doğrulamıyor.
Runway 30’da yan ve arka rüzgâr bileşeni incelenecek
Uçağın Miami’de Runway 30’a iniş yaptığı belirtiliyor.
Olay sırasında raporlanan yaklaşık 190 derecelik rüzgâr yönü dikkate alındığında, Boeing 767’nin iniş sırasında belirgin bir yan rüzgâr bileşeniyle karşılaşmış olabileceği değerlendiriliyor. Aynı rüzgârın belirli ölçüde arka rüzgâr bileşeni oluşturmuş olması da ihtimaller arasında bulunuyor.
Arka rüzgâr, uçağın yere göre hızını artırarak iniş sonrasında ihtiyaç duyulan durma mesafesinin uzamasına yol açabiliyor.
Ancak uçağın gerçek yaklaşma hızı, touchdown hızı ve uçuş ekibine iletilen son rüzgâr bilgilerinin uçuş kayıtlarının incelenmesiyle netleşmesi bekleniyor.
Kullanılabilir iniş mesafesi kritik başlıklardan biri
Miami International Airport’taki 12/30 pistinin toplam uzunluğu yaklaşık 9 bin 355 feet seviyesinde bulunuyor.
Runway 30 yönündeki kullanılabilir iniş mesafesi ise pist geometrisi ve deplase eşik nedeniyle toplam pist uzunluğundan daha düşük.
Bu nedenle Boeing 767’nin piste hangi noktada temas ettiği inceleme açısından önem taşıyor. Uçağın normal touchdown bölgesinin ilerisinde piste temas etmiş olması halinde, frenleme için kalan kullanılabilir mesafe önemli ölçüde azalabilir.
Touchdown noktası belirleyici olacak
Pistten çıkma olaylarında uçağın piste temas ettiği nokta, incelenen temel parametreler arasında yer alıyor.
Uçağın yüksek yer hızıyla yaklaşması, normalden ileri bir noktaya touchdown yapması veya frenleme performansının beklenen seviyenin altında kalması halinde pist sonuna kadar kalan güvenlik marjı azalabiliyor.
Bu nedenle incelemenin önemli sorularından biri, Boeing 767’nin piste hangi hızla ve hangi noktada temas ettiği olacak.
Bu verilerin uçuş veri kaydedicisinden elde edilmesi bekleniyor.
Islak pist ihtimali değerlendirilecek
Olay sırasında bölgede gök gürültülü hava koşullarının bulunması, pist yüzeyinin ıslak olma ihtimalini de gündeme getiriyor.
Islak pist koşullarında tekerleklerle pist arasındaki sürtünmenin azalması frenleme performansını olumsuz etkileyebiliyor. Pist üzerinde yoğun su birikmesi bulunması halinde ise hydroplaning riski ortaya çıkabiliyor.
Ancak olay sırasında Runway 30’un yüzey durumu ile ölçülen frenleme değerlerine ilişkin kesin bilgiler henüz açıklanmış değil.
Bu nedenle ıslak pist veya hydroplaning, olayın doğrulanmış nedeni olarak değerlendirilemiyor.
Boeing 767’nin teknik sistemleri de incelenecek
İncelemenin yalnızca hava koşullarıyla sınırlı kalması beklenmiyor.
Boeing 767’nin iniş sonrasında yavaşlamasını sağlayan sistemlerin de değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.
İncelenmesi beklenen sistemler şöyle:
- Ground spoiler sistemi
- Thrust reverser sistemleri
- Tekerlek frenleri
- Autobrake sistemi
- Anti-skid sistemi
- Hidrolik sistem
- Flap ve slat konfigürasyonu
- İniş takımı sistemi
Ground spoilerların touchdown sonrasında gerektiği şekilde açılmaması halinde kanatlardaki kaldırma kuvveti daha uzun süre devam edebiliyor. Bu durum, tekerleklerin piste uyguladığı basıncı azaltarak frenleme performansını etkileyebiliyor.
Benzer şekilde thrust reverser veya tekerlek fren sistemlerinde oluşabilecek bir sorun da uçağın durma mesafesini artırabilir.
Ancak şu aşamada olayda yer alan Boeing 767’de bu sistemlerden herhangi birinin arızalandığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Uçağın iniş ağırlığı da önem taşıyor
İncelemede uçağın olay anındaki toplam ağırlığı da değerlendirilecek başlıklardan biri olacak.
Boeing 767 tipi kargo uçaklarında taşınan yük miktarı, kalan yakıt ve toplam iniş ağırlığı, ihtiyaç duyulan pist mesafesini doğrudan etkileyebiliyor.
Uçağın yüksek ağırlıkla iniş yapması halinde durma mesafesi de buna bağlı olarak artabiliyor.
Olaydaki Boeing 767’nin iniş ağırlığına ilişkin resmi bir veri ise henüz açıklanmadı.
Yaklaşmanın stabil olup olmadığı araştırılacak
Havacılık olaylarında yaklaşmanın stabil olup olmadığı, teknik incelemenin temel başlıkları arasında bulunuyor.
Uçağın belirlenen irtifalarda uygun hız, doğru konfigürasyon ve gerekli alçalma oranıyla uçup uçmadığı, uçuş veri kayıtları üzerinden tespit edilebiliyor.
Yaklaşma sırasında ani rüzgâr değişimi veya performans limitlerinin dışına çıkan bir durum yaşanması halinde, pas geçme seçeneğinin hangi aşamada değerlendirildiği de inceleme konusu olabilir.
Bu noktada kokpit ses kayıtları ile uçuş veri kaydedicisinden elde edilecek veriler önem taşıyor.
Runway 30’un neden kullanıldığı da değerlendirilecek
Olayla ilgili dikkat çeken başlıklardan biri de iniş pistinin seçimi.
Meteorolojik veriler, olay öncesinde rüzgârın daha hafif olduğunu, daha sonra kısa sürede yön ve şiddet değiştirdiğini gösteriyor.
Bu durum, Boeing 767 Runway 30 yaklaşmasına başladığında hava koşullarının farklı, final yaklaşma sırasında ise daha olumsuz hale gelmiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Ancak bu ihtimal henüz doğrulanmış değil.
Hava trafik kontrol kayıtlarının incelenmesiyle uçuş ekibine verilen son rüzgâr bilgisi, pist değişikliği seçeneği ve yaklaşma sırasında yaşanan meteorolojik gelişmelerin daha net ortaya çıkması bekleniyor.
FDR ve CVR kayıtları kritik önem taşıyor
Olayın nedenini ortaya çıkarabilecek en önemli veriler arasında uçuş veri kaydedicisi ve kokpit ses kayıtları bulunuyor.
İncelemede özellikle yaklaşma hızı, Vref değeri, pist eşiği geçiş hızı, touchdown hızı, touchdown noktası, spoiler konumu, thrust reverser kullanımı, fren basıncı ve pist sonunda uçağın kalan hızı gibi parametreler önem taşıyacak.
Bu veriler ortaya çıkmadan pistten çıkma olayının tek bir faktöre bağlanması teknik açıdan mümkün görünmüyor.
Birden fazla faktör birlikte değerlendirilmek zorunda
Mevcut bilgiler doğrultusunda incelemede; ani değişen hava koşulları, yan veya arka rüzgâr bileşeni, yer hızı, touchdown noktası, kullanılabilir pist mesafesi ve frenleme performansı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi bekleniyor.
Ancak bu unsurların hiçbiri şu aşamada olayın kesin nedeni olarak açıklanmış değil.
Yetkili kurumların teknik incelemesinin ardından Boeing 767’nin Miami’de pistten çıkmasına yol açan faktörlerin netleşmesi bekleniyor.












