Kara Kuvvetleri Komutanlığı ilk T625 GÖKBEY helikopterini teslim aldı. Yerli üretim oranı yüzde 70’i aşan GÖKBEY, UH-1 filosunun yerini alacak ve toplamda 83 helikopterlik büyük programın temelini oluşturacak.
TUSAŞ tesislerinde düzenlenen teslimat töreniyle Kara Kuvvetleri envanterine giren ilk GÖKBEY, UH-1 filosunun yerini alacak dönüşümün başlangıcı oldu
Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayiinde kritik projelerinden biri olan T625 GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ilk teslimatıyla yeni bir aşamaya geçti. TUSAŞ tesislerinde gerçekleştirilen törende, Türk savunma sanayiinin yerli platform üretim kapasitesi kadar, kara havacılığında modernizasyon hedefi de somut şekilde ortaya kondu.
Teslimat törenine Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ile çok sayıda askeri ve sivil yetkili katıldı.

GÖKBEY’de yerlilik oranı yükseliyor
Teslimat belgelerinin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel’e sunulduğu törende konuşan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, GÖKBEY’in yalnızca bir hava platformu değil, Türkiye’nin bağımsız havacılık üretim iradesinin önemli bir sonucu olduğunu vurguladı.
Programda mevcut yerlilik oranının yüzde 70’in üzerine çıktığını belirten Görgün, yerli TS1400 motorunun tam entegrasyonu sonrası bu oranın yüzde 80 seviyesini aşacağını açıkladı.
Hedef 83 helikopterlik büyük filo
Program kapsamında önümüzdeki süreçte Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na 15, İçişleri Bakanlığı’na ise 42 yeni GÖKBEY teslimatı planlanıyor. Böylece toplamda 83 helikopterlik geniş ölçekli bir üretim programı şekilleniyor.
TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, ikinci Kara Kuvvetleri helikopterinin Haziran 2026’da teslim edileceğini açıklayarak üretim temposunun kademeli şekilde hızlanacağını ortaya koydu.
Bu teslimat takvimi, Türkiye’nin yalnızca platform geliştiren değil, seri üretim ve kuvvet yapısı dönüşümünü eş zamanlı yürüten bir modele geçtiğini gösteriyor.
UH-1 Huey dönemi kapanıyor
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel’in açıklamaları, GÖKBEY’in operasyonel rolünü netleştirdi. Buna göre platform, uzun yıllardır görev yapan UH-1 Huey helikopterlerinin yerini alacak.
Bu değişim, sadece yaşlanan hava araçlarının yenilenmesi değil; daha yüksek taşıma kapasitesi, gelişmiş aviyonikler, modern görev sistemleri ve düşük lojistik bağımlılık anlamına geliyor.
Özellikle taktik lojistik, personel intikali, kargo ve çok yönlü saha desteğinde GÖKBEY, Türk Kara Havacılığı için yeni nesil omurga platformlardan biri olmaya hazırlanıyor.
Kara Kuvvetleri ve Jandarma versiyonları farklı görev ihtiyaçlarına göre şekillendi
GÖKBEY’in temel hava platformu ortak olsa da kullanıcı kurumlara göre görev profili değişiyor.
Kara Kuvvetleri Konfigürasyonu:
- Askeri genel maksat görevleri
- Personel ve birlik taşıma
- Taktik lojistik destek
- Kargo ve arazi operasyonları
- Muharebe destek görevleri
Jandarma (T625J) Konfigürasyonu:
- İç güvenlik operasyonları
- Arama-kurtarma
- FLIR / termal görüntüleme sistemleri
- Kolluk kuvveti görevleri
- Öz savunma ve EDH ekipmanları
Seri üretim modeller daha hafif, daha verimli
Seri üretime geçen yeni nesil GÖKBEY’lerde dikkat çeken teknik gelişmelerden biri de yaklaşık 200 kilogramlık ağırlık azaltımı oldu. Bu iyileştirme sayesinde platformun faydalı yük kapasitesi artırıldı.
Bu fark, sahada iki tam teçhizatlı personel ya da ek lojistik yük anlamına gelebiliyor. Operasyonel gerçeklikte bu tür kazanımlar, görev başarısı üzerinde doğrudan etkili.
Teknik performans çıtası
Tüm GÖKBEY varyantlarında öne çıkan temel özellikler şöyle:
- 6 ton azami kalkış ağırlığı
- 12 yolcu kapasitesi
- 306 km/sa azami hız
- 3 saat 45 dakika üzeri havada kalış süresi
Türkiye’nin havacılık vizyonunda kritik eşik
Kara Kuvvetleri’ne yapılan ilk teslimat, GÖKBEY için sembolik bir adımın ötesinde; Türk savunma sanayiinin motor, platform ve seri üretim üçgeninde ulaştığı seviyeyi temsil ediyor.
GÖKBEY’in başarısı, Türkiye’nin döner kanat platformlarında dışa bağımlılığı azaltma hedefini güçlendirirken, aynı zamanda gelecekte ATAK, ATAK-2 ve diğer milli hava projeleri için de sanayi altyapısını daha sağlam hale getiriyor.












