AEVEX Growth Kıdemli Başkan Yardımcısı Craig Anders, GPS ve iletişim sistemlerinin yoğun biçimde karıştırıldığı, tüm unsurların gözetlendiği muharebe ortamında otonom hava ve deniz sistemlerinin kritik hale geldiğini söyledi. Anders’e göre bu platformlar, personeli tehlikeye atmadan daha uzun süre görev yapabiliyor, çekişmeli bölgelerde kapsama alanını genişletebiliyor ve insanlı unsurların maruziyetini azaltabiliyor.
Anders, rakiplerin düşük maliyetli sistemleri yüksek sayılarda kullanmasının seyrüsefer ve haberleşme altyapıları üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Otonom unsurların, haberleşme ve seyrüsefer kabiliyetlerinin zayıfladığı koşullarda da görev yapabilmesi; farkındalığın, görev etkisinin ve kuvvetlerin geniş sorumluluk alanlarında faaliyetini sürdürmesinin temel şartları arasında gösterildi.
Ukrayna ve İran’dan çıkarılan dersler
AEVEX yöneticisi, son dört-beş yılda Ukrayna ve İran’daki gelişmelerin insansız sistemlerin hızla uyarlanması gerektiğini ortaya koyduğunu ifade etti. Sistemlerin kısa mühendislik ve üretim döngüleriyle güncellenmesi, operatörlerle mühendisler arasındaki bağlantının güçlendirilmesi ve düşük maliyetin korunması gerektiğini vurgulayan Anders, aksi halde sahadaki ihtiyaçlara zamanında yanıt verilemeyeceğini kaydetti.
Anders, Araştırma, Geliştirme, Test ve Değerlendirme sürecinin muharebenin hızına uyum sağlaması gerektiğini söyledi. Gelecekte rekabetin büyük ölçüde yeni fiziksel platformlardan çok otonomi ve yazılım kabiliyetleri üzerinden şekilleneceğini belirten Anders, hava, deniz ve su altı araçlarının bu yetenekleri uygulayabilecek sağlam bir temel sunması gerektiğini dile getirdi.
Hava, deniz ve su altı unsurları birlikte çalışacak
AEVEX, tek başına kullanılan uzun menzilli tek yönlü taarruz araçları veya insansız su üstü gemileri yerine, farklı görevleri paylaşan ve elde ettikleri bilgiyi ortak harekât yapısına aktaran sistemler üzerinde çalışıyor. Yüksek irtifa istihbarat, gözetleme ve keşif unsurlarının deniz platformlarıyla; tek yönlü taarruz kabiliyetlerinin ise denizdeki ve havadaki araçlarla birlikte görev yapması hedefleniyor.
Şirketin CompassX ailesi, platforma ve göreve göre uyarlanabilen modüler donanım ve yazılımla ortak seyrüsefer ve otonomi yaklaşımını destekliyor. Bu yapı; istihbarat, gözetleme ve keşif, elektronik harp ve elektronik taarruz, mayın tarama ve etkisizleştirme, kritik altyapı koruması ile uzun menzilli lojistik gibi görevlerde kullanılabilecek sistemlerin koordinasyonunu amaçlıyor.
Anders, farklı platformlardan toplanan verilerin ortak harekât resimlerinde birleştirilmesiyle karar vericilerin daha önce görülemeyen örüntüleri tespit edebileceğini belirtti. Bu yaklaşımın hedefleme, haberleşme, veri paylaşımı ve sahadaki personelin karar alma süreçlerini iyileştirebileceği ifade edildi.
AEVEX Maritime Systems kapasitesini genişletiyor
AEVEX’in BlackSea Technologies’i satın almasının ardından oluşturulan AEVEX Maritime Systems, şirketin mevcut Mako su üstü kabiliyetlerine deniz mühendisliği, gemi üretimi ve operasyonel deneyim ekledi. BlackSea Technologies’in daha önce Global Autonomous Reconnaissance Craft (GARC) adıyla bilinen ve artık LYNX olarak anılan sistemi, ABD Donanması’nın kayıtlı programlarından biri olarak tanımlanıyor.
Anders, bugüne kadar 350 LYNX teknesi teslim ettiklerini ve platformların mevcut ortamda daha uyarlanabilir hale gelmesi için haberleşme ve seyrüsefer çözümünü yenilediklerini söyledi. Alüminyum gövdeli sistemlerin toplam operasyon süresinin 25.000 saati aştığı belirtildi.
Bu Konularda Daha Fazla Haber
Haber akışını destekleyen ilgili içerik bağlantıları aşağıda listelenmiştir.


































