Türkiye, üç F-16 savaş uçağı ve helikopterlerle Mogadişu’ya konuşlanarak Somali’de askeri varlığını genişletti. Türk birliklerinin El-Şebab’a karşı ilk doğrudan çatışması teyit edildi.
Türkiye, Somali’deki askerî varlığında yeni ve niteliksel bir aşamaya geçti. Üç F-16 savaş uçağı ve iki askerî helikopterin Mogadişu’ya konuşlandırılması ile birlikte, Türk Kara Kuvvetleri unsurlarının El-Şebab’a karşı ilk kez doğrudan çatışmaya katıldığı teyit edildi. Bu gelişme, Ankara’nın bugüne kadar ağırlık verdiği eğitim, danışmanlık ve dolaylı destek yaklaşımından açık muharebe katılımı ve hava gücü projeksiyonuna yöneldiğini ortaya koyuyor.
F-16’lar Mogadişu’da
Somali hükümeti yetkililerine göre, üç Türk F-16 savaş uçağı 28 Ocak’ta Mogadişu’daki Aden Adde Uluslararası Havalimanı’na iniş yaptı. Uçaklara, güney ve orta Somali’de El-Şebab’a karşı yürütülen operasyonları desteklemek üzere iki askerî helikopter eşlik etti.
Henüz F-16’ların aktif hava saldırıları gerçekleştirdiğine dair resmi bir teyit bulunmasa da, jetlerin varlığı dahi sahadaki operasyonel dengeyi değiştiren yeni bir boyut olarak değerlendiriliyor. Türkiye, bu hamleyle Somali’deki rolünü insansız hava araçları, nakliye uçakları ve danışmanlık faaliyetlerinin ötesine taşıdı.
Zamanlama Dikkat Çekici
Konuşlandırmanın zamanlaması, İsrail’in Aralık ayında Somaliland’ı tanımasının ardından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşmesi nedeniyle ayrıca önem taşıyor. Söz konusu tanıma kararı, Somali federal hükümeti tarafından sert biçimde kınanırken; Türkiye, Mısır, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne aykırı olarak nitelendirildi.
Diplomatik gerilimle askerî tırmanış arasındaki bu kısa zaman dilimi, Ankara’nın yalnızca sahadaki güvenlik ihtiyaçlarına değil, Afrika Boynuzu’ndaki değişen jeopolitik dengelere de yanıt verdiği yorumlarını güçlendirdi.
İlk Doğrudan Kara Çatışması
F-16 konuşlandırması, Türkiye’nin El-Şebab’a karşı ilk kez doğrudan kara harekâtına katılmasının hemen ardından geldi. Orta Şabelle bölgesinde, Somali Ulusal Ordusu’nun Qorilow üssüne yaklaşık 20 kilometre mesafedeki Jabad-Godane yakınlarında, El-Şebab mevzileri hedef alındı.
Operasyon, yoğun topçu bombardımanının ardından Somali kara birliklerinin saldırısıyla devam etti. Harekâta Gorgor özel kuvvetleri öncülük ederken, Qorilow üssünde konuşlu Türk kara birlikleri ve subayları operasyona doğrudan destek verdi.
Yerel kaynaklara göre, zırhlı araçlar ve gelişmiş silahlarla donatılmış onlarca Türk askeri yaklaşık üç saat süren kara çatışmasına katıldı. Bu durum, Türkiye’nin Somali politikasında tarihi bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
Ankara’nın Operasyonel Çizgisi Aşıldı
Türkiye, bugüne kadar Somali’deki askerî varlığını eğitim, teçhizat desteği, istihbarat paylaşımı ve silahlı İHA kullanımı ile sınırlı tutmuştu. TURKSOM Askerî Eğitim Kampı aracılığıyla Somali güçlerine yakın konuşlanmış olsa da, cephe hattında doğrudan çatışmadan kaçınıyordu.
Orta Şabelle’deki operasyon, bu sınırı fiilen ortadan kaldırarak Türkiye’yi El-Şebab’a karşı yürütülen kinetik çatışmaların doğrudan tarafı haline getirdi.
Hava Gücünde Niteliksel Sıçrama
Askerî açıdan bakıldığında, Türk F-16’larının Somali hava sahasına girişi önemli bir yetenek artışı anlamına geliyor. İnsansız hava sistemlerine kıyasla daha yüksek yük taşıma kapasitesi, esneklik ve hızlı reaksiyon imkânı sunan insanlı savaş uçakları; yakın hava desteği, ani tehditlere müdahale ve caydırıcılık açısından sahayı yeniden şekillendiriyor.
Doğrulanmış saldırı görevleri olmasa bile, F-16’ların varlığı El-Şebab’ın hareket kabiliyetini sınırlayan ve belirsizliği artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.
Stratejik Mesaj ve Riskler
Türkiye’nin bu adımı, Somali’nin toprak bütünlüğüne verdiği desteğin güçlü bir askerî teyidi olarak yorumlanıyor. Aynı zamanda, Somaliland’a yönelik dış tanımalara karşı yalnızca diplomatik değil, sahada da karşı durulacağı mesajını içeriyor.
Bununla birlikte, doğrudan yabancı muharebe katılımı, Türkiye açısından misilleme saldırıları ve propaganda riski de barındırıyor. Ankara’nın önümüzdeki süreçte askerî angajman seviyesini nasıl yöneteceği, bu risklerin belirleyici unsuru olacak.
Somali ve Bölge İçin Anlamı
Somali açısından Türkiye’nin artan askerî desteği, El-Şebab’a karşı operasyonel etkinliği artırma potansiyeli taşıyor. Ancak yabancı birliklerin sahadaki varlığı, algı yönetimi ve iç meşruiyet açısından Somali yönetimi için hassas bir denge gerektiriyor.
Dönüm Noktası
Sonuç olarak, Türk F-16’larının Mogadişu’ya konuşlandırılması ve Türk birliklerinin ilk teyit edilmiş doğrudan muharebe katılımı, Türkiye–Somali ilişkilerinde askerî ve siyasi bir dönüm noktası oluşturuyor. Ankara, dolaylı ortaktan aktif muharebe aktörüne geçerek, yalnızca sahadaki dengeyi değil, Afrika Boynuzu’nun jeopolitik denklemindeki yerini de yeniden tanımlıyor.

Airport Gündem X-Twitter hesabını takip edebilirsiniz. Takip Et











